top of page

Özgüven Sandığınız Şey, Aslında Çocuğunuzun En Büyük Savunma Mekanizması Olabilir mi?

Çocuklar (ve ne yazık ki pek çok yetişkin), zayıflıkları kabul etmeyi bir yenilgi olarak görme eğilimindedir.


Gelişime açık yanlarıyla yüzleşemeyen bir çocuk, öğretmeni suçlayarak, arkadaşlarını aşağılayarak veya "Zaten o dersi sevmiyorum" gibi ilgisizmiş gibi davranarak hızla bir savunma mekanizması geliştirir.


Bu davranışlar kısa vadede egolarını korusa da, uzun vadede büyümelerini ve potansiyellerine ulaşmalarını engeller.

Oysa gerçek özgüven, mükemmeliyetçilikte değil, kırılganlıkta gizlidir.


"Henüz bilmiyorum" veya "Bu konuda öğrenme sürecindeyim" demenin, kendini güvende hissetmenin ta kendisi olduğunu çocuğunuza öğretmeliyiz.


Bir yıl sürecek olan alışkanlık serimizin bu önemli 26. bölümünde, çocuğunuzun sahte özgüven tuzağından kurtulup, dürüstlükle inşa edilen sağlam bir karakterin temellerini 5 adımda nasıl atacağınızı gösteriyoruz.



1. "Yapıcı Gerçeklik" ile "Acımasızlık" Arasındaki Farkı Öğretin


Çocuğunuz "Ben tembelim" gibi kişiliğini hedef alan bir etiketleme yaptığında gelişim kapısı kapanır. Bu nedenle, çocuğunuzla birlikte sorunu bir kimlik meselesi olmaktan çıkarıp, tamamen "sistem" ya da "rutin" hatası olarak ele almayı öğrenmelisiniz.


Durum

İfadesi

Sonuç

❌ Acımasızlık

"Matematiği yapamıyorum."

Etiketleme yapar, gelişimi durdurur ve suçluluk hissettirir.

✅ Yapıcı Dürüstlük

"Şu an istediğim seviyede değilim çünkü çalışma yöntemim verimli değil."

Sorunu (yöntemi) tanımlar, çözüme odaklar ve sorumluluk aldırır.

Hedefimiz; çocuğun hedefe engel olan "kötü alışkanlığı" (yanlış çalışma yöntemi, erteleme vb.) tespit edip, kişiliğini değil, sistemi suçlamasını ve düzeltmesini sağlamaktır.


Doğal bir yöntem olarak, başarısızlık anlarında yargılamayı durdurup gözleme odaklanmalısınız. Çocuğunuza "Şu anki sonuç ile hedeflediğin sonuç arasındaki en büyük fark ne?" gibi nötr ve merak uyandıran bir soru sorarak, dikkati 'kimlik'ten 'veriye' kaydırın.


Çocuğunuz bu soruyla ilk kez karşılaştığında, beklediğinizin dışında tepkiler verebilir. Böyle anlarda soğukkanlılığınızı koruyun ve süreci yumuşak bir geçişle yönetin. “Sanırım biraz dinlenmeye ihtiyacın var, istersen 10 dakika ara verelim. Gel, bir şeyler atıştıralım/İçelim.” gibi sakin ve destekleyici bir yaklaşım, kontrolü yeniden elinize almanızı sağlar.


Aynı günün ilerleyen saatlerinde veya sonraki çalışmalarınızda benzer bir durum yaşarsanız, aynı soruyu tamamen nötr bir tonda tekrar sorun. Çocuğunuzdan doğal ve savunmaya geçmeyen bir yanıt aldığınızda, artık öğrenmeye hazır hale gelmiş olduğunu anlayabilirsiniz.


Bu noktada çocuğu büyük adımlar atmaya zorlamadan, küçük bir başlangıca yönlendirin. “Bir sonraki denemede farklı yapabileceğin en küçük, en kolay şey ne olurdu?” diye sorarak çözümü kendisinin bulmasına yardımcı olun. Bu yaklaşım hem sorumluluk hissini güçlendirir hem de sürdürülebilir bir öğrenme davranışı geliştirir.



2. Kırılganlığın Gücünü Gösterin (Özgüven Tuzağına Dikkat)


Pek çok çocuk (ve yetişkin), zayıflıkları kabul etmeyi bir "yenilgi" olarak görür. Kendi eksiklikleriyle yüzleşemeyen çocuklar, genellikle şu savunma mekanizmalarını geliştirir:


  • Öğretmeni veya sistemi suçlarlar.

  • Arkadaşlarını aşağılayarak kendilerini yukarı çekmeye çalışırlar.

  • "Zaten o dersi sevmiyorum" diyerek ilgisiz gibi davranırlar (Umursamazlık maskesi).


Bu davranışlar kısa vadede egolarını korusa da, uzun vadede büyümelerini engeller. Çocuğunuza, "Bilmiyorum" veya "Bu konuda henüz iyi değilim" demenin, zayıflık değil; aksine gerçek özgüvenin ta kendisi olduğunu öğretmek için Büyüme Zihniyeti üzerine yazılarımıza blog sayfamızdan erişebilirsiniz.



3. Konfor Alanının Dışına Çıkmaya Teşvik Edin


İnsan doğası, zaten iyi olduğu şeyleri yapmaya meyillidir. Çocuğunuz zaten iyi resim yapıyorsa sürekli resim yapmak isteyecektir; ancak zorlandığı piyano dersinden veya eksik olduğu alandan kaçınacaktır.


Ebeveynin Rolü: Onlara asıl sihrin, zorlandıkları alanda, "sorunun özüne inip" yeni bir alışkanlık başlattıklarında gerçekleşeceğini gösterin. Bu süreç rahatsız edicidir, evet. Ancak gelişim tam da bu rahatsızlık (konfor alanından çıkış) anında başlar.


Peki, ebeveyn olarak bu zorlu geçişte çocuğunuza yol göstermenin en etkili yolu nedir? Cevap: Kendi davranışlarınızla rol model olmak.



4. Rol Model Olun: Kendi Hikayenizi Paylaşın


Çocuklar nasihatten çok davranışları kopyalar. Bu yüzden, dil öğrenirken veya iş ile ilgili bir görev üzerinde çalışırken, kendi planlı ve düzenli sürecinizi çaktırmadan gösterin.


Zorlansanız bile çözümü bulma çabanızı ve hatalardan öğrenme tutumunuzu ev içinde açıkça sergileyin; sanki kendi kendinize konuşuyormuş gibi veya hayali bir telefon konuşmasında çocuğunuzla aynı oda olmasanız bile sizi duyduğundan emin olduğunuz anlarda bunu gösterin.


Böylece çocuk, sözlerden çok gözlemlediği çaba, disiplin ve problem çözme davranışlarını içselleştirir.


Sakin zamanlarınızda kendi hayatınızdaki "uyanış" anlarını ve zorluklarınızı onlarla paylaşın.

"Biliyor musun, ben gençken çok utangaçtım. Bunu kabul etmek zordu ama sosyalleşmek için kendimi zorlamam gerekti ve şimdi harika dostlarım var."
"İşimde daha iyi olmak için çalışma alışkanlıklarımı değiştirmem gerektiğini kabul ettim. Bu başta beni çok yordu ama sonuç buna değdi."

Onlara değişimin sancılı olduğunu ama sonucun muazzam olacağını kendi hayatınızdan kanıtlayın.



5. Sonuç: İç Gerilimi Normalleştirin


Çocuğunuz, kendi standartlarını karşılayamadığını fark ettiğinde bir iç gerginlik yaşayacaktır. Bu noktada iki seçeneği vardır:


  1. Standartlarını düşürmek (vazgeçmek).

  2. Büyük bir değişim geçirip o standarda yükselmek.


Ebeveyn olarak göreviniz, bu "hoş olmayan" gerginlik hissinin kötü bir şey olmadığını, aksine büyümenin ayak sesleri olduğunu ona hissettirmektir. Bu hissin kabulü, otopilot verimli alışkanlıklara giden yoldaki ilk ve en cesur adımdır.


Not: Bu rehber, Temmuz ayından beri her Pazartesi paylaştığımız, bir yıl sürecek olan Rutinler ve Alışkanlıklar serimizin 27. bölümüdür. Bu bağlantı üzerinden serimizin önceki tüm 26 değerli yazısına ücretsiz erişim sağlayarak çocuğunuzun alışkanlık yolculuğunu bütünsel olarak destekleyebilirsiniz.


Eğitim DANIŞMANI Ekrem BAŞARI
Eğitim DANIŞMANI Ekrem BAŞARI

Yazar Hakkında


Ekrem BAŞARI, eğitim teknolojileri ve gamification temelli öğrenme alanlarında uzmanlaşmış bir stratejik eğitim danışmanıdır. Özellikle K12 çağındaki çocukların öğrenme motivasyonunu artırmaya yönelik projeler geliştirir.


Türkiye'de ve globalde çeşitli kurumlarla çalışarak binlerce öğrenciye ulaşan Ekrem BAŞARI, aynı zamanda matematiksel düşünmenin küçük yaşta nasıl şekillenmesi gerektiği üzerine içerikler üretir.


Matematik ve Bilgisayar Bilimleri alanında ODTÜ'de, Eğitim Danışmanlığı ve Öğrenci Koçluğu alanında İTÜ'de eğitim almış; akademik bilgisini sınıf, atölye ve sahadaki gerçek öğrenci deneyimleriyle birleştirmiştir. Kurucusu olduğu Math CLUB ile çocukların matematiğin bir ders değil, anlaşılabilir ve keyifli bir beceri olduğunu göstermektedir.


Öğrenmenin bir oyun gibi hissettirilmesi gerektiğine inanır;  bu yüzden hazırladığı programlar, çocukların merakını ve içsel motivasyonunu tetikleyecek şekilde tasarlanır.


Çalışmalarının merkezinde şu soru yer alır: “Bir çocuk neden öğrenmek ister ya da neden vazgeçer?”


Bu nedenle Ekrem Başarı’nın yazıları yalnızca matematik anlatmaz;

  • Çocuğun hata yaptığında ne hissettiğini,

  • Ebeveynin iyi niyetle yaptığı ama süreci zorlaştıran tutumları,

  • Rutin, disiplin ve motivasyonun nasıl birlikte kurulabileceğini ele alır.


Oyunlaştırma, öğrenme psikolojisi ve ebeveyn–çocuk iletişimi üzerine hem akademik hem pratik perspektifle içerikler üretir. Amacı; ebeveynlerin “daha çok bastırarak değil, daha doğru rehberlik ederek” çocuklarının potansiyelini açığa çıkarmalarına yardımcı olmaktır.


“Çocuğunuz matematikte zorlanıyorsa, sorun çoğu zaman matematik değildir.”


Matematik KULÜBÜ


 
 
 

Yorumlar


bottom of page