top of page

Toksik Pozitif Ebeveynlik

Üretken Alışkanlıklar blog serimizin 47. yazısına toksik pozitifliğin ne olduğuyla başlayalım sonra bunun ebeveyn çocuk ilişkisine istemeden nasıl yansıyabileceğine bakalım.


Toksik pozitiflik üzüntü gibi zorlayıcı duyguların yok sayılarak, her koşulda "iyi görünme" ve aşırı pozitif olma baskısıdır. Gerçek duyguların bastırılmasına, inkar edilmesine ve kişinin yaşadığı acıların değersizleştirilmesine neden olan, duygusal sağlığı bozan sağlıksız bir iyimserlik anlayışıdır.


Ebeveynlikte "bakış açısı" dediğimiz şey aslında çok somut anlarda test edilir.


Çocuğun ağlaması, öğretmenden gelen bir mesaj, düşük bir sınav sonucu ya da bitmek bilmeyen akşam krizleri...


Dışarıda olup biten bu olayları her zaman kontrol edemeyiz. Ancak o anlarda zihnimizin otomatik olarak ürettiği yorum (ve bu yorumun davranışlarımıza yansıması) kesinlikle geliştirilebilir bir alandır.


Bir ebeveyn için gerçek anlamda "pozitiflik" genellikle üç katmandan oluşur.


  • Duygu düzenleme (hem kendinizin hem de çocuğun),

  • İlişkiyi güvenli tutma (yakınlık ve saygı)

  • Problem çözme / sınır koyma.


Bu yazıda, ebeveynliğin karmaşık yapısını basit bir "pozitif düşün" tavsiyesine indirgemiyoruz. Sadece, tüm bu katmanların arasında işimizi çok kolaylaştıracak küçük bir zihinsel kası güçlendirmeyi hedefliyoruz.


Olumsuz bir düşünce kapıyı çaldığında ne yapacağız?


Bilimsel araştırmalar, olumsuz duyguları aceleyle bastırmaya çalışmanın (emotional suppression) bedendeki stresi artırdığını ve duygunun daha güçlü geri dönmesine neden olduğunu gösteriyor (Gross & Levenson, 1997).


Doğru sıra, özellikle ebeveynlikte, şöyledir:


  1. Duyguya alan aç (acele düzeltme yok): “Zor.” / “Canın yandı.” / “Kızgınsın.”

  2. Adlandır (hem kendiniz hem çocuk için): “Şu an hayal kırıklığı yaşıyorsun.” / “Ben şu an endişelendim.”

  3. En son küçük bir pencere aç: “Buradan bir şey öğrenebilir miyiz?” / “Şu an kontrol edebildiğimiz tek küçük adım ne?” / “Bu işin minicik bir iyi tarafı var mı?”


Mini ayrım (karışmasın)


Pencere = zihindeki sıkışmayı açan alternatif yorum/olasılık.

Adım = davranışsal küçük hamle (rutin, konuşma, sınır, yardım isteme).


Yöntem şu: her olumsuz düşünce geldiğinde, önce 1-2 adımı zihnimizde tamamlıyoruz; sonra tek bir pozitif pencere buluyoruz.


Bu kadar..


Bu pencerenin olumsuzlukla “eşit büyüklükte” olması gerekmez; sadece gerçek, küçük ve işe yarar bir alan açması yeterlidir.


Ve en önemlisi: olumsuzluğu inkâr etmeye gerek yok. “İyi tarafa geçip acıyı kapatmak” değil; acıyı gördükten sonra zihne ikinci bir seçenek açmaktır.


Bu Yöntemi Çocuğunuza Karşı Değil, Kendi İçinizde Nasıl Kullanırsınız?


İçinizde yaptığınız versiyon (çoğu zaman doğru olan): Çocuk ağlarken ya da öfkeliyken, siz kendi zihninizde “pozitif pencere”yi bulursunuz. Bu, tonunuzu yumuşatır; daha az savunmacı, daha sabırlı bir ebeveyn olmanızı sağlar. Çocuğa “hadi iyi tarafını bul” demek zorunda değilsiniz.


Çocuğa söylediğiniz versiyon (daha seçici): Çocuk sakinleştiğinde (ya da sakinleşmeye yaklaştığında) “Sence bu olayın minicik bir iyi tarafı var mı?” gibi bir soru sorabilirsiniz. Ama bu soru, duygunun üstüne çıkmak için değil; duygu geçtikten sonra merakı geri çağırmak içindir.


Yaşa göre basit örnekler


6 yaş: “Arkadaşın seninle oynamadı, çok üzüldün. (duygu) Şu an kalbin sıkıştı gibi. (adlandırma) İstersen iki şey yapabiliriz: önce sarılalım, sonra öğretmene söylemek ister misin? (küçük pencere + çözüm)”


12 yaş: “Denemede 2 yanlış gelmesi hayal kırıklığı. (duygu) Ben de endişelendim. (adlandırma) Şu an ‘başaramıyorum’ düşüncesi geldiğinde, bir küçük pencere arayalım: Bu not bize nerede takıldığını gösterebilir mi? (küçük pencere)”


Küçük pencere örnekleri (provokasyonsuz)


Trafikte sıkıştınız ve geç kalacaksınız: “Sinirleniyorum.” → “Bunu yaşıyorum.” → “En azından şu kısa aramayı/planı yapabilirim.”


Çocuk ödevini evde unuttu: “Yine aynı şey.” → “Şu an öfkelendim.” → “Bu akşam birlikte 2 dakikalık ‘çanta kontrolü’ rutini kurabiliriz.”


İş yerinden zor bir mesaj geldi: “Bana yükleniyorlar.” → “Şu an savunmaya geçtim.” → “Mesajı bir kez daha, ‘ne istiyorlar’ diye okuyup tek bir net soru sorabilirim.”


Bu alışkanlık ilk başta hantal ve zorlama hissedilir. Bir süre sonra (kişiye göre 2-6 hafta), “duygu → adlandırma → küçük pencere” dizisi daha otomatik hale gelir. Psikolojideki Genişlet ve İnşa Et teorisinin (Fredrickson, 2001) gösterdiği gibi, kızgınlık ya da korku anında daralan görüş açımızı ufak bir "iyi ihtimal" bularak genişletmek, beynin problem çözme esnekliğini geri getirir.


Bazı dönemlerde (uykusuzluk, yoğun stres, aile içi yük) geri düşer; bu normaldir. Ama pratik oldukça, aynı dış olaylar karşısında daha az savrulduğunuzu fark edersiniz.


Daha az “hemen düzeltme”, daha çok “önce bağ, sonra yön.”


Başkalarına karşı pozitifliğe gelince (eş, öğretmen, diğer veliler…).


Gündelik hayatta zihnimiz, karşı tarafın hatalarını büyütmeye çok yatkın. Bu, ebeveynlikte ilişkiyi sertleştirir. Burada da aynı kas işe yarar.


“Şu an yargılıyorum.” (duygu) → “Bende ‘haklı olma’ isteği yükseldi.” (adlandırma) → “Karşı tarafın niyetine dair tek bir iyi ihtimal düşünebilir miyim; ve yine de sınırımı koyabilir miyim?” (küçük pencere + sınır)


Kural: İyi niyet varsayımı, sınır koymayı iptal etmez; sadece tonu ve çözüm arayışını iyileştirir.


Araştırmalara göre, günlük yaşamdaki psikolojik iyiliğimizin yaklaşık %40'ı kasıtlı eylemlerimiz ve düşünce alışkanlıklarımızla şekilleniyor (Lyubomirsky, 2007). Zihni her seferinde olumsuzluğun içindeki minik bir açık kapıyı bulmaya zorlamak, tehlikeyi ya da acıyı yok saymak değil; tam aksine etki alanımızı aktif biçimde kullanarak dayanıklılık inşa etmektir.



Eğtim DANIŞMANI Ekrem BAŞARI
Eğtim DANIŞMANI Ekrem BAŞARI


Matematik KULÜBÜ



Yorumlar


bottom of page