top of page

Çocuk TAMAMEN Serbest mi Bırakılmalı?


Çocuklara yararlı alışkanlıklar kazandırmak hakkında söylenecek çok şey, incelenecek birçok açı ve bunu başarmanın sayısız yolu var. Bir ebeveyn olarak bu hem umut verici hem de bunaltıcı gelebilir ve muhtemelen farklı günlerde ikisini de yaşamışsınızdır. Çocuğunuzun küçük ama sağlam alışkanlıklar edindiğinde ne kadar çok gelişeceğini düşünmek gerçekten heyecan verici.



ABD'de yatmadan önce bir matematik hikâyesi



Laura Overdeck’in ailesinde başlayan Bedtime Math fikri çok güçlü bir gerçek hayat örneği. Aile, çocuklara uyumadan önce kısa ve eğlenceli bir hikâye anlatıp hikâyenin içinden bir matematik sorusu çıkarıyor. Örneğin uzaya giden hayvanlar, çikolatalar veya lunaparklar üzerinden birkaç dakikalık bir problem konuşuluyor.


“Çocuklarım yatmadan önce ellerinde müsvedde kâğıtlarıyla masaya koşuyor. Geçen gece, ‘Üç dakika içinde dişlerinizi fırçalamazsanız bu gece matematik yok,’ diye tehdit ederken buldum kendimi.”

Burada matematik, çocuğun kaçtığı bir ödev olmaktan çıkıp uyku öncesi hikâyesinin devamına dönüşüyor.


Bu yalnızca hoş bir anekdot da değil. Chicago’da 587 birinci sınıf öğrencisi ve ebeveyniyle yapılan bir yıllık araştırmada, matematik hikâyesini düzenli kullanan çocuklar kontrol grubuna göre yıl sonunda yaklaşık üç aylık matematik kazanımı farkı göstermiş. Haftada bir kullanımda bile gelişme görülmüş. Etki özellikle matematik konusunda kaygılı ebeveynlerin çocuklarında güçlü olmuş.



Çamaşır sepetinden çıkan örüntü


Stanford’un DREME projesinde yer alan gerçek bir aile videosunda Albertina, küçük oğlu Angel’la çamaşırları ayırıyor. Siyah ve beyaz çorapları yan yana koyarak bir örüntü oluşturuyorlar. Albertina, “Sırada hangi renk gelmeli?” diye soruyor. Angel doğru çorabı seçtiğinde annesi onu kutluyor ve örüntüyü birlikte sürdürüyorlar.


Başka aileler de

  • oyuncak hayvanları küçükten büyüğe sıralıyor,

  • resimli kitap okurken “Ayı kitabın sağında mı, solunda mı?” diye konuşuyor,

  • masayı kurarken kişi ve tabak sayılarını eşliyor,

  • markette miktar ve fiyatları karşılaştırıyor.

Burada ayrıca bir “matematik çalışma saati” açılmıyor. Zaten yapılacak bir işin içine küçük bir matematik sorusu yerleştiriliyor.



Her akşam kuşlara yem bırakmak


Nairobi’de yaşayan Tara Wambugu, eşi Jesse’nin işten döndükten sonra her gün çocuklarla birlikte bahçeye kuş yemi bıraktığını anlatıyor. Başlangıçta yalnızca kısa bir baba-çocuk etkinliği gibi görünen bu tekrar sayesinde dört yaşındaki kızları Claire, zamanla onlarca Doğu Afrika kuşunu ayırt etmeye başlamış.


Ortada “kuşları öğrenmelisin” baskısı ya da hazırlanmış bir ders yok. Her gün aynı küçük karşılaşma var. Bilgi ve dikkat bunun çevresinde kendiliğinden birikiyor.



Bağımsızlık bir tren yolculuğuyla değil, küçük denemelerle oluşuyor


ABD’den Barselona’ya taşınan Linda Freund kendisini başlangıçta “helikopter ebeveyn” olarak tanımlıyor. Çocuğu parkta oynarken düşmesin diye sürekli arkasında dolaşıyor. Değişimin ilk küçük sahnesi, beş yaşındaki oğlunun bir ağaca tırmandığı gün yaşanıyor. Linda ilk defa müdahale etmiyor. Çevredeki ebeveynler çocuğu değil, geri çekilmeyi başarabilen Linda’yı alkışlıyor.


Altı yıl sonra çocuk

  • marketten alışveriş alabiliyor,

  • parkta yetişkin gözetimi olmadan oynayabiliyor,

  • okuldan eve yaklaşık 30 dakikalık tren yolculuğunu yalnız yapabiliyor.


Fakat Linda özellikle bunun bir gecede olmadığını söylüyor. Tren yolculuğu da doğrudan “Artık yalnız git” şeklinde başlamamış. Önce çocuklara ayrılmış vagonlarda aylarca pratik yapılmış.


Bazen çocuğun kazanması gereken alışkanlık, ebeveynin her şeyi onun yerine yapmaktan vazgeçmesiyle başlıyor.


Alışkanlığı nasihat değil, hayatın tasarımı taşıyor


San Francisco’dan Kopenhag’a taşınan Irene Edwards’ın dört kişilik ailesinin arabası yok. Aile hemen her yere bisikletle gidiyor. Yağmurlu ve soğuk günlerde de “Bugün bisiklet kullanacak mıyız?” kararı yeniden verilmiyor. Yağmura uygun giyiniliyor ve bisiklete biniliyor.


Bu hikâyede önemli olan bisiklet değil, çevrenin doğru davranışı sıradanlaştırması. Hareket etmek ayrıca planlanan, ödüllendirilen veya tartışılan bir görev olmaktan çıkıp ulaşımın doğal parçasına dönüşüyor.


Bazı alışkanlıkları çocuklara öğretmeyiz. Hayatı, o davranışın en kolay seçenek olacağı biçimde düzenleriz.

Aynı aile, kışın büyük bir hafta sonu kahvaltısının ardından yürüyüşe çıkmayı da yinelenen bir aile ritmi olarak anlatıyor.



Uzun pazar çalışması yerine kısa ve dağıtılmış pratik


Matematikte çalışma alışkanlığı açısından en sağlam ilkelerden biri dağıtılmış pratik. Bu ilke, aynı toplam çalışma süresini tek bir uzun oturum yerine farklı günlere yaymayı ifade ediyor.


Örneğin

  • Pazar günü bir saat boyunca 60 soru çözmek yerine,

  • pazartesiden cumartesiye her gün 10 dakika çalışmak.


Üçüncü sınıf öğrencileriyle yapılan araştırmalardan birinde temel toplama işlemleri yaklaşık üç hafta boyunca günde dört dakika çalışılmış. Yedinci sınıf çalışmalarında da aynı soru miktarını farklı günlere dağıtmanın özellikle daha sonraki ölçümlerde avantaj sağlayabildiği görülmüş.


Ancak burada önemli bir ayrıntı var. Çocukların çalışma programını kendi başlarına dağıtması çoğu zaman gerçekleşmiyor. Oturumların zamanını başlangıçta yetişkinin veya sistemin görünür hâle getirmesi gerekebiliyor.


Yani alışkanlık “Canın istediğinde biraz matematik çalış.”şeklinde değil,

“Akşam yemeğinden sonra sekiz dakika eski sorularımıza dönüyoruz.”

gibi sabit bir işarete bağlandığında daha uygulanabilir oluyor.


Araştırma bütünü, dağıtılmış çalışmanın umut verici olduğunu ancak etkisinin konuya, öğrencinin seviyesine ve programın ne kadar yönlendirildiğine göre değişebildiğini gösteriyor. Bu nedenle “Her gün 15 dakika çalışan mutlaka başarılı olur” gibi bir garanti kurmamak gerekir.



Hemen çözmeyen bir ebeveyn olma alışkanlığı


Matematik çalışmasındaki kritik alışkanlıklardan biri çocuğa değil, ebeveyne ait. Çocuk zorlanınca hemen müdahale etmemek.


İki boylamsal araştırmada, çocuğun daveti olmadan

  • sürekli hatırlatma yapan,

  • çözümü kontrol eden,

  • hemen yardım eden,

  • çalışmayı yakından izleyen


Ebeveyn davranışları “müdahaleci ödev desteği” olarak incelenmiş. Bu desteğin özellikle “Ben matematikte zaten iyi değilim” gibi sabit yetenek inançları taşıyan çocuklarda daha düşük sonraki başarıyla ilişkili olduğu görülmüş.


Buradan “Çocuğa hiç yardım etmeyin” sonucu çıkmıyor. Daha doğru alışkanlık sırası şöyledir.


  1. Çocuğun düşünmesine zaman ver.

  2. “Nerede takıldın?” diye sor.

  3. Çözümü değil, bir sonraki küçük ipucunu ver.

  4. Çocuğun yeniden denemesini bekle.

  5. Çözümden sonra “Bunu nasıl düşündün?” diye sor.


Ödev ortamı ile matematik etkinliği aynı duyguyu üretmiyor


483 ilkokul ebeveyninin 12 gün boyunca günlük olarak izlendiği bir çalışmada, ebeveynlerin matematik ödevine katılımı, oyun ve gündelik matematik etkinliklerine katılımlarından daha olumsuz duygulu bulunmuş.

Bir yıl sonraki sonuçlarda ebeveynin ödev sırasındaki olumsuz duygusu


  • çocuğun matematiği daha az sevmesi,

  • zor soruları seçmeye daha az istekli olması,

  • daha düşük matematik başarısı ile ilişkiliydi.


Bu sonuç, “Ödev yaptırmak zararlıdır” anlamına gelmiyor. Fakat şu ayrımı destekliyor.

  • Ödev polisi olmak: “Dikkat etsene, bunu az önce yaptık, yine yanlış.”

  • Matematik arkadaşı olmak: “Burada iki farklı yol görüyorum. Sen hangisini denemek istersin?”




Küçük bir çalışma alışkanlığının sürdürülebilmesi için oturumun sadece tamamlanması değil, hangi duyguyla tamamlandığı da önemli görünüyor.


Özünde alışkanlık inşa etmek basittir. Çocuğun her gün zaten yaptığı şeyleri fark eder ve onları birlikte, küçük dokunuşlarla biraz daha iyi hale getiririz.


İnancımızı, çocuğun gününe şefkatle yerleştirilen küçük ve tekrarlanan eylemlerin bileşik gücüne koyarız ve rutinleri bu faydayı zamanla toplayacak şekilde düzenleriz. Bileşik etki uzun bir zaman ufku ister. Bu yüzden çocuğun kaldırabileceği kadar küçük ve yönetilebilir alışkanlıklarla başlamak çok önemlidir.


Ömür boyu sürecek bir alışkanlık kurma ve sürdürme becerisini çocuğa kazandırmak, bu blog serisinden alabileceğiniz en büyük fayda olacaktır. Mütevazı alışkanlıklarla başlamak, hem sizin hem de çocuğunuzun doğru yolda olduğundan emin olmanın en iyi yoludur.


Çocuğun irade gücünü büyütmek değerli bir hedeftir ama en iyi koşullarda bile bu ilerleme yavaştır ve küçük bir çocuktan sınırsız irade beklemek gerçekçi değildir. Ona normal kapasitesinin ötesine geçmesinde yardımcı olmanın yolu, iradesini zorlamak değil, mümkün olduğunca çok davranışı zahmetsiz birer alışkanlığa dönüştürmektir. Daha önce irade ve ısrar gerektiren eylemler otomatikleştiğinde hem çocuğun hem de sizin üzerinizdeki yük hafifler ve sonuçlar bazen şaşırtıcı biçimde büyür.


Bu yaklaşım sağlık, mutluluk, öğrenme ve özgüven alanında yalnızca "yap!" demekle elde edilemeyecek gelişmeler doğurabilir.


Nereden başlayacağınız tamamen size kalmış. En güçlü tavsiyem şu. Çocuğunuzla birlikte küçücük bir alışkanlık seçin, onu baskıya değil bir davete dönüştürün ve yolculuğa bugün başlayın.


Kaynakça


Yorumlar


bottom of page