Yeni Alışkanlıklara Neden Hep 3. Günde Teslim Oluyoruz? | Hayal Kırıklığı Vadisi
- Ekrem Başarı

- 2 gün önce
- 4 dakikada okunur
Sahneyi tanıyorsunuz. Pazartesi büyük bir kararlılıkla "her akşam çocuğumla 20 dakika kitap okuyacağım" diyorsunuz. İlk akşam harika. İkinci akşam idare eder. Üçüncü akşam yorgunsunuz, çocuk huysuz, bulaşıklar lavaboda. Kendinizi Netflix'in karşısında buluyorsunuz. Dördüncü akşam o kararı hatırlamak bile istemiyorsunuz.
Neden hep 3. günde teslim oluyoruz?
James Clear buna "Hayal Kırıklığı Vadisi" diyor. Kafamızda gelişim düz bir çizgidir: her gün biraz çaba, her gün biraz sonuç. Gerçekte sonuçlar uzun süre görünmez. Çabanız zirvedeyken sonuçlar sıfırdır. Teslim olmamızın sebebi iradesizlik değil; bu grafiği yanlış okumamız.
3. günün kritik olmasının biyolojik bir açıklaması da var. İlk iki gün beyindeki "yenilik" etkisi devrededir: yeni bir şey denediğinizde dopamin salgılanır ve sizi taşır. Ama kaynağı alışkanlığın kendisi değil, onun yeni olmasıdır. Üçüncü gün bu etki söner. O akşamki isteksizlik karakter zayıflığınız değil, beyninizin "yeni olan artık yeni değil" deme biçimidir.
Biyoloji tek suçlu değil. İlk iki akşam alışkanlığa "evet" derken, başka şeylere otomatik olarak "hayır" demiştiniz. Üçüncü akşam o "hayır"lar çözülür: sosyal medya, gereksiz ev işleri, mükemmeliyetçilik tekrar kapıyı çalar.
Steve Jobs şöyle demişti: "İnsanlar odaklanmanın 'evet' demek olduğunu sanır. Ama hiç de öyle değil. Odaklanmak, önünüze gelen yüz iyi fikre 'hayır' demektir." Bunu ürün tasarımı için söylemişti, ama akşam rutini tasarlamak için de birebir geçerli. O üçüncü akşam Netflix'e, telefona, "şunu da halletsem"e bilinçli bir "hayır" diyemezseniz, "evet"iniz ayakta kalamaz.
"Yapmalıyım" Değil, "Ben Böyle Biriyim"
Ebeveyn olarak alışkanlık girişimlerimizin çoğu dışarıdan gelir. Pedagog "daha çok vakit geçirin" der, sosyal medyada aileler mükemmel rutinlerini paylaşır, okul toplantısında "evde okuma şart" denir. Sonuç: "Her akşam 20 dakika kitap okuyacağım."
Bu hedef temelli bir yaklaşım. Ömrü kısadır; hedefe ulaşamadığınız her gün başarısızlık hissiyle baş başa kalırsınız.
Alternatif: kimlik temelli alışkanlıklar.
"Her akşam 20 dakika kitap okumalıyım" bir görev tanımıdır; yorgun bir akşam kolayca ertelenir. "Ben, çocuğunun dünyasını genişleten bir kaşifim" bir kimlik beyanıdır. Kimlik beyanlarını çiğnemek çok daha zordur; artık bir görevi atlamıyorsunuz, kendinize ihanet ediyorsunuz.
Yorgun bir akşam kendinize "kitap okumalıyım" yerine "ben nasıl bir ebeveyn olmak istiyorum?" diye sorun. Belki 20 değil 5 dakika okursunuz, ama kimliğinize sadık kalırsınız. Süreklilik mükemmeliyetten değerlidir.
4 Soruluk Motivasyon Matrisi
Kimliğinizi tanımladınız. Sıra o kimliğe bağlı alışkanlığı içselleştirmeye geldi. Bir kâğıt alın, dört soruyu dürüstçe cevaplayın:
Soru | Odak | İçsel Ses |
Yaparsam ne olur? | Gelecekteki kazanç | "Çocuğumla aramızda özel bir ritüel oluşur." |
Yapmazsam neyi kazanırım? | Mevcut rahatlık | "20 dakika dinlenebilirim." |
Yaparsam maliyeti nedir? | Mevcut çaba | "Yorgunken kendimi zorlamam gerekir." |
Yapmazsam maliyeti nedir? | Gelecekteki pişmanlık | "O özel anları sonsuza dek kaçırırım." |
Sadece olumlu satırları doldurmak cazip gelir. Yapmayın. "Mevcut Rahatlık" ve "Mevcut Çaba" satırlarını da yazın. Bir alışkanlığın maliyetinin farkında değilseniz, beyniniz o maliyeti ödememek için sizi sabote eder. Olumluların olumsuzlardan ağır bastığını bilerek görmek, seçiminizi bilinçli hale getirir.
İraden Bittiğinde, Çevren Devralmalı
Matris güçlü bir başlangıç. Ama motivasyon dalgalı bir denizdir; kritik noktalarda iradeye değil çevresel tasarıma güvenin.
Formül basit: iyi alışkanlıkların önündeki engelleri azalt, kötü olanların önündeki engelleri artır.
Kitabı komodine değil, doğrudan yastığın üstüne koyun. Yatağa girdiğinizde elinize almak zorunda kalın. Telefon şarj kablosunu başka odaya taşıyın. "Bir 5 dakika bakayım" refleksi fiziksel bir engelle karşılaşsın. Bu müdahaleler küçük görünür, ama iradeniz tükendiğinde "okusam mı, okumasam mı?" tartışmasını ortadan kaldırır. Tartışma yoksa iradeye ihtiyaç da yoktur.
B Planınız Olsun
Ebeveynlikte her akşam plana uygun gitmez. Çocuk hastalanır, misafir gelir, toplantı uzar. Burada psikolog Peter Gollwitzer'in formülü devreye girer:
"Eğer... olursa, o zaman... yapacağım."
"Eğer çocuk çok huysuzsa ve kitap okuyacak halim kalmadıysa, o zaman tek bir sayfa okuyup iyi geceler diyeceğim."
Tek sayfa alışkanlığı koruyor mu? Evet. Hedef 20 dakika okumak değil, zinciri koparmamak. Sıfır olan gün zinciri kırar; bir sayfa olan gün kimliğinizi korur. Bir sayfaya indirgemek kayıp değil, alışkanlığın çekirdeğini korumaktır.
"Gelecekteki Ben" Bir Yabancı Değil
Beyin, 6 ay sonraki halimizi neredeyse bir yabancı gibi algılıyor. "6 ay sonra harika bir okuma alışkanlığı kurmuş olacağım" derken beyniniz aslında "bir yabancı bunu yapacak" diyor. Bir yabancı için bugün fedakârlık yapmak cazip gelmiyor.
Çözüm: görselleştirme. Gözlerinizi kapatın. 6 ay sonraki bir akşamı hayal edin. Çocuğunuz yanınıza sokulmuş, birlikte sayfaları çeviriyorsunuz, size bir soru soruyor ve siz cevaplıyorsunuz. Sesin tonunu duyun, yüzündeki ifadeyi hissedin.
Şimdi alternatifi hayal edin. Çocuğunuz odasında tek başına ekrana bakıyor, siz salonda telefonunuzdasınız.
Hangisi midenizi buruşturdu? O 6 ay sonraki yabancıya bir iyilik yapın. Çünkü o yabancı sizsiniz.
Kendinize Bir Mektup Yazın
Motivasyon matrisini doldurup "neden" sorusunun cevabını bulduktan sonra, bunu kendinize hitaben kısa bir mektuba dönüştürün. Mükemmel mektubu yazmayın, dürüst olanı yazın. Buzdolabına asın.
Yorgun bir akşam o mektubu açtığınızda bir hatırlatma okumayacaksınız.
Kendi kararınıza güvendiğinizi hissedeceksiniz.
Küçük Kutlama, Büyük Döngü
Atlanılan ama tüm sistemin yapıştırıcısı olan parça: kutlama.
Matrisinizi doldurup, çevrenizi tasarlayıp, o akşam çocuğunuzla kitap okudunuz. Ama o anı bir ödülle kapatmazsanız, beyniniz eylemi "maliyet" olarak kodlar ve ertesi akşam direnci artırır.
Ödülün büyük olması gerekmiyor. Kitabı kapatıp kendinize sakin bir çay demlemek. İçinizden "bugün de yaptım" demek. Derin bir nefes alıp gülümsemek. Önemli olan beyninize "bu eylem ödülle biter" sinyalini vermek. Zamanla bu küçük ödül, alışkanlığı zorunluluktan isteğe dönüştürür.

Şimdi Ne Yapmalı?
Bu hafta sonu 10 dakikanızı ayırın. Bir alışkanlık seçin. Ve o alışkanlığa yer açmak için hayatınızdan neyi çıkaracağınızı da seçin. Bir şeye "evet" demek, başka bir şeye "hayır" demektir.
3. gün geldiğinde, ki gelecek, vadinin dibinde olduğunuzu hatırlayın: çabanız boşa gitmiyor, sonuçlar henüz görünmüyor.
Soru "ne yapmalıyım" değil: "nasıl bir ebeveyn olmak istiyorum."


Yorumlar