Hangisi Daha Etkili: 100 Soru Çözmek mi, 1 Soruda Kaybolmak mı?
- Ekrem Başarı

- 20 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
Bir matematik öğretmeninin sınıfta konuyla ilgili çeşitli soruları tahtada çözmesi ve "sorusu olan var mı?" deyip sorusu olmayınca bir sonraki soruya geçmesi yerine, soruyu tahtada bırakıp çocukların kendi aralarında beyin fırtınası yapmasına izin vermesi hatta bir soruya 3-4 saat harcaması arasındaki eğitimsel farklar ve çocukların gelişimi açısından etkileri nelerdir?
"Müfredatı yetiştirme" baskısı, çok soru çözen öğretmenlerin bazı veliler tarafından daha iyi algılanması ile "derinlemesine öğrenme" arasındaki ikilem, eğitim biliminin en çok tartıştığı konulardan biridir. Geleneksel yöntem (Doğrudan Öğretim) ve öğrencinin aktif olduğu süreçler (Sorgulama Temelli Öğrenme) zihinsel mimariyi nasıl değiştirir birlikte inceleyelim.
Bir soruya saatler harcamak ile tahtada hızlıca çözüp geçmek arasındaki farkları, bilimsel araştırmalar ve eğitim teorileri ışığında şu şekilde analiz edebiliriz:
1. "Productive Struggle" (Verimli Mücadele) Kavramı
Eğitim araştırmacısı Manu Kapur tarafından ortaya atılan bu kavram, öğrencilerin bir çözüme hemen ulaşamadıklarında yaşadıkları zorlanma sürecinin öğrenme için elzem olduğunu savunur.
Zaman Kaybı mı, Yatırım mı? Araştırmalar, doğrudan formülü öğrenen öğrencilerin sınavda başarılı olsalar bile, bilgiyi transfer etme (farklı problemlere uygulama) becerilerinin düşük olduğunu gösterir. Bir soru üzerinde 3-4 saat beyin fırtınası yapan öğrenci, aslında sadece o soruyu çözmez; çözüm yolundaki başarısız denemeleriyle beynindeki yanlış nöral ağları eler ve kavramsal derinlik kazanır.
Kalıcılık: Bilgi, hazır sunulduğunda "kısa süreli bellek"te depolanma eğilimindeyken; zorlanarak ve keşfederek elde edildiğinde "uzun süreli bellek"teki şemalarla daha güçlü bağlar kurar.
2. Bilişsel Yük Teorisi ve "Germane Load" (İlgili Yük)
John Sweller’ın Bilişsel Yük Teorisi'ne göre, beynin çalışma belleği sınırlıdır.
Geleneksel Yöntem: Öğretmen soruyu çözdüğünde öğrenci sadece izleyicidir. Bu, "edilgen bir bilişsel yük" yaratır. Öğrenci anladığını sanır (anlama yanılsaması), ancak uygulama aşamasında tıkanır.
Beyin Fırtınası Süreci: Çocuklar kendi aralarında tartıştığında, "Germane Load" (İlgili Yük) artar. Bu yük, öğrencinin yeni bilgiyi eski bilgilerle ilişkilendirmek için harcadığı yararlı enerjidir. Bir soruya harcanan 3 saat, beynin o konudaki "öğrenme kaslarını" hipertrofiye (gelişime) uğratır.
3. Üstbiliş (Metacognition) ve Sosyal Yapılandırmacılık
Lev Vygotsky’nin "Yakınsal Gelişim Alanı" (ZPD) teorisi, çocukların akranlarıyla etkileşime girerek tek başlarına ulaşamayacakları bir bilişsel seviyeye çıkabileceklerini söyler.
Düşünmeyi Öğrenmek: Grup tartışması sırasında çocuklar "Ben neden böyle düşündüm?", "Onun yöntemi neden daha kısa?" gibi sorularla kendi düşünme süreçlerini izlerler. Bu, akademik başarının en büyük belirleyicisi olan üstbilişsel farkındalığı geliştirir.
Hata Analizi: Öğretmen çözdüğünde hata yapılmaz. Ancak beyin fırtınasında hatalar havada uçuşur. Bilimsel olarak, beynin "hata sinyali" (error signal) gönderdiği anlar, nöroplastisitenin (beynin kendini yeniden yapılandırması) en yüksek olduğu anlardır.
Karşılaştırmalı Analiz: Geleneksel vs. Derinlemesine Problem Çözme
Özellik | Doğrudan Anlatım (Hızlı Geçiş) | Derinlemesine Beyin Fırtınası (Uzun Süre) |
Bilgi Türü | İşlemsel (Prosedürel) Bilgi | Kavramsal (Özsel) Anlayış |
Öğrenci Rolü | Pasif Alıcı / Taklitçi | Aktif İnşacı / Kaşif |
Hata Algısı | Kaçınılması gereken bir engel | Öğrenmenin en değerli yakıtı |
Beceri Kazanımı | Ezber ve Hız | Eleştirel Düşünme ve Esneklik |
Özgüven Etkisi | "Yapamazsam öğretmene bakarım" bağımlılığı | "Zor soruları çözebilirim" öz yeterliliği |
4. Matematiksel Kimlik ve Duyuşsal Gelişim
Stanford Üniversitesi'nden Jo Boaler, "Mathematical Mindsets" çalışmasında, matematiğin bir "hız yarışı" olarak sunulmasının çocuklarda matematik kaygısını tetiklediğini kanıtlamıştır.
Bir soruya 3-4 saat harcamasına izin verilen çocuk şu mesajı alır:
"Matematik hızlı olmak değil, derin düşünmektir. Zorlanmak, yeteneksiz olduğum anlamına gelmez; sürecin bir parçasıdır."
Bu yaklaşım, Carol Dweck'in Gelişim Zihniyeti (Growth Mindset) teorisini destekler. Çocuk "çaba"yı kutsallaştırır, "zekayı" değil.
Sonuç: Zaman Kaybı mı?
Eğer hedef sadece sınavda benzer bir soruyu işaretlemekse, 4 saat kayıp gibi görünebilir. Ancak hedef; analitik düşünme yeteneği gelişmiş, belirsizlik karşısında pes etmeyen, argüman üretebilen ve iş birliği yapabilen bireyler yetiştirmekse, o 4 saatte kazanılan beceriler 400 sorunun çözülmesinden daha değerlidir.
Özetle: Bir sonraki soruya geçmek müfredatı bitirir; bir soru üzerinde derinleşmek ise öğrenciyi dönüştürür.

Yazar Hakkında
Ekrem BAŞARI, eğitim teknolojileri ve gamification temelli öğrenme alanlarında uzmanlaşmış bir stratejik eğitim danışmanıdır. Özellikle K12 çağındaki çocukların öğrenme motivasyonunu artırmaya yönelik projeler geliştirir.
Türkiye'de ve globalde çeşitli kurumlarla çalışarak binlerce öğrenciye ulaşan Ekrem BAŞARI, aynı zamanda matematiksel düşünmenin küçük yaşta nasıl şekillenmesi gerektiği üzerine içerikler üretir.
Matematik ve Bilgisayar Bilimleri alanında ODTÜ'de eğitim almış; akademik bilgisini sınıf, atölye ve sahadaki gerçek öğrenci deneyimleriyle birleştirmiştir. Kurucusu olduğu Math CLUB ile çocukların matematiği korkulacak bir ders değil, anlaşılabilir ve keyifli bir beceri olarak görmelerini hedeflemektedir.
Öğrenmenin bir oyun gibi hissettirilmesi gerektiğine inanır; bu yüzden hazırladığı programlar, çocukların merakını ve içsel motivasyonunu tetikleyecek şekilde tasarlanır.
Çalışmalarının merkezinde şu soru yer alır: “Bir çocuk neden öğrenmek ister ya da neden vazgeçer?”
Bu nedenle Ekrem Başarı’nın yazıları yalnızca matematik anlatmaz;
Çocuğun hata yaptığında ne hissettiğini,
Ebeveynin iyi niyetle yaptığı ama süreci zorlaştıran tutumları,
Rutin, disiplin ve motivasyonun nasıl birlikte kurulabileceğini ele alır.
Oyunlaştırma, öğrenme psikolojisi ve ebeveyn–çocuk iletişimi üzerine hem akademik hem pratik perspektifle içerikler üretir. Amacı; ebeveynlerin “daha çok bastırarak değil, daha doğru rehberlik ederek” çocuklarının potansiyelini açığa çıkarmalarına yardımcı olmaktır.
“Çocuğunuz matematikte zorlanıyorsa, sorun çoğu zaman matematik değildir.”
Matematik KULÜBÜ



Yorumlar